içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yavaşlamanın Huzuru!

Hayat, bazen en hızlı koştuğumuz anlarda bizi durdurur.

Benim için o duruş, bir ameliyathane odasının soğuk ışıkları altında, hayatın tüm o gürültülü beklentilerinden sıyrılıp sadece nefes almanın kıymetini hatırladığım o sessiz anla başladı.

O an anladım ki; gerçek başarı, hedefler değil, o hedeflere giden yolu yürüyebilme gücüdür. Ve o güç, aslında içimizde saklı olan "kendi kıymetini bilme" bilincidir.

Şu an biraz yorgunum; bedenim yaşadığı büyük fırtınanın izlerini taşıyor.

Ancak bu yorgunluğun altındaki huzur, hayatımda daha önce hiç tatmadığım kadar derin.

Bu yorgunluk bir tükenmişlik değil; bir uyanışın, hayatta kalmanın ve "yeniden doğmanın" tatlı ağırlığı.

Bu yeni başlangıçta pusulam; eşim ve ailemin sarsılmaz desteği. Onların sevgisi, iyileşme sürecimin en güçlü ilacı oldu.

Kızımın bir fotoğrafına baktığımda ise geleceğin sadece bir ihtimal değil, uğruna yürüyeceğim en güzel bahçe olduğunu hatırlıyorum.

Onlar benim çiçekli yollarımdaki en parlak ışıklar; ben yürüdükçe yolların çiçek açmasına vesile olanlar...

Artık hiçbir şeye yetişme telaşım yok.

Hayatın değerini, kendi kıymetimi ve sevdiklerimin varlığını bir mücevher gibi kalbimin en korunaklı yerinde taşıyarak yürüyorum. Her yeni gün, bana hediye edilen yeni bir çiçek; her nefes, verdiğim en büyük şükür.

Aslında hayat, biz onu avuçlarımızın içinde sıkıca tutmaya çalıştıkça kaçıp giden bir kum tanesi gibi.

Oysa avuçlarımızı serbest bıraktığımızda, kumun değil, o kumdan inşa edilen kalelerin güzelliği kalıyor geriye. Ameliyathane ışıklarının soğukluğu, bugün bana hayatın en sıcak gerçeğini öğretti: Biz, koşuşturmaktan varlığımızı unutuyoruz.

Şimdi, evimin köşesinde, pencereden içeri sızan gün ışığını izlerken anlıyorum ki; huzur, varış noktasında değil, yolun kendisinde saklı.

Ailemle içtiğim bir bardak çayın kokusunda, kızımın kahkahasında, eşimin elini tutarken hissettiğim o güven duygusunda... Tüm bu küçük, görünmez detaylar, aslında ömrümüzün iskeletini oluşturuyor.

Biz büyük başarıların peşinde koşarken, hayatın bu minik yapı taşlarını göz ardı etmişiz.

Belki siz de şu an bir yerlere yetişmeye çalışıyor, omuzlarınızdaki yükün ağırlığıyla nefes nefese kalmış hissediyorsunuz.

Durun. Sadece bir an için durun.

O fırtınanın tam ortasında, kendi içinizdeki sessizliğe kulak verin. Hayatın size sunduğu o 'şimdi'yi, yani tam da şu anı, başka hiçbir şeye feda etmeyin.

Unutmayın; en güzel yollar, sadece yürümeyi bilenlerin değil, yürürken çiçeklerin kokusunu içine çekenlerin ayakları altında uzanır.

Ben, bugün kendi yavaşlığımdan, kendi iyileşme sürecimden ve yeniden keşfettiğim 'ben'den memnunum.

Artık hayatın telaşlı bir yarış atı değil, usulca akan bir nehir olduğunun farkındayım. Ve nehir, denize kavuşmak için acele etmez; o, sadece akışın tadını çıkarır.

Siz de kendi nehrinizin akışına güvenin. Çünkü sonunda varacağınız yer, yine kendinizsiniz."

Bu yazı 1272 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum