-
NAZAN BOZAN
Tarih: 26-06-2026 01:34:00
Güncelleme: 26-06-2026 01:50:00
Hiç kendinize çok uzak düştüğünüz oldu mu?
Hani hep koştururken, "Çok yoğunum, çok mutluyum" derken... Bir gün ansızın hiçbir şey yapmak istemediğiniz?
Issız bir sahilde yalnızca denizi seyretmek, dalga sesinden başka hiçbir ses duymadan ufka dalmak, yalnızlığın dibine kadar inmek gibi "çılgın" hayalleriniz oldu mu?
Son bir yıldır televizyon ekranlarında haftada iki gün canlı yayın yapan, kendi programını hazırlayıp sunan bir yapımcıyım. Böyle olunca ister istemez göz önünde oluyorsunuz. Aranan, davet edilen, yetişmesi beklenen kişi...
Bunun iyi bir şey olup olmadığına henüz karar verememişken, herkese yetişmeye çalışırken bir gün fark ettim ki...
Kendime geç kalmışım.
Sonra...
DURDUM...
Bir anda ekranlar, konuklar, programlar, görüntüler, gayrimenkuller, arsalar, evler... Hepsi donup kaldı.
Meğer ruhum, bedenime yetişemiyormuş.
Bilgisayara sürekli yeni dosya yükleyip, eskilerini kapatmadan çalıştırmaya devam ederseniz bir süre sonra sistem hata verir ya...
Sanırım beynim de bana tam olarak bunu söylüyordu:
"Bir dur... Kendini fark et."
Ve durunca anladım...
Dünya, durmadan koşturmak için gelinen bir yer değildi.
Belki de önce kendimi sevmeyi, aldığım her nefesin kıymetini bilmeyi öğrenmem gereken kısa bir duraktı.
DURDUM...
Fantastik bir filmin başrol oyuncusu gibi etrafıma baktım.
İnsan meğer en uzun yolculuğu başka şehirlere, başka ülkelere değil...
Kendi içine yapıyormuş.
Geçen hafta arkadaşlarımla Selma'nın İrfaniye Köyü'ndeki bağ evine konuk olduk.
Doğma büyüme apartman çocuğu olan ben...
Toprağı hep saksıda görmüşümdür.
Börtü böcek çok benlik değildir.
Hangi meyve ağaçta, hangisi yerde yetişir deseniz, büyük ihtimalle kopya çekmek zorunda kalırım.
İşte o kadar şehirliyim.
Ama o gün...
Hayatı kıyısından değil, tam ortasından yakaladım.
Dalından kiraz yedim.
Bahçeden asma yaprağı topladım.
Taze nanenin kokusunu içime çektim.
Ve...
DURDUM...
Ufukta gökyüzü ile ağaçlar tek bir çizgide buluşmuştu.
Güneş yavaş yavaş batıyor, sanki doğayı selamlıyordu.
İçimden sadece bir cümle geçti:
"Ne çok şey kaçırmışım..."
Hayatım boyunca hep bir yerlere yetişmeye çalışmışım.
Daha minnacık bir çocukken, çalışan bir annenin evladı olarak önce kreşe, sonra anaokuluna yetiştim.
Yıllar geçti...
Ben hep yarışmayı öğrendim.
Herkese yetiştim...
Ama kendime hep geç kaldım.
O gün Selma kedilerinden, bitkilerinden ve hayatından bahsederken fark ettim ki...
Asıl yaşamak, sürekli koşmak değilmiş.
Bazen sadece durabilmekmiş.
DURDUM...
Ve bir haftadır yeni bir Nazan'la tanışıyorum.
Kalabalıkları azalttım.
Gereksiz yükleri sırtımdan indirdim.
Aynaya baktığımda gördüğüm kadın kusursuz değil.
Ama kendine karşı daha dürüst.
Daha sakin.
Daha seçici.
Ve daha özgür...
Çünkü öğrendim ki...
Herkesin alkışladığı kadın olmak değil,
Kendini de kucaklayabilen kadın olmakmış asıl mesele.
İşte ben bu aralar tam da bunu öğreniyorum.
Sevgilerimle...
Nazan

- Hayat Bazen Yeniden Başlar
- Ayak bileğinde ki o tanıdık zarafet…
- Yedikule'den Dünyaya Uzanan Bir Ses: Ersin Faikzade
- Bir Kitap, Bir Şehir ve Bir Babadan Kalan Yolculuk
- “Şehir ve İnsan”
- Biz güçlü kadınlarız...
- Sevgi Gününüz Kutlu Olsun! Leyleğiniz bile YAREN olsun
- Yağmurlu sabahlardan güneşli günlere…
- Terminal' de yatan çocuktan krallığa
- Ekrandaki Bursa
- YA SONRA
- NAMESTE