-
M. HALUK YALÇINKAYA
Tarih: 05-07-2026 12:07:00
Güncelleme: 05-07-2026 12:07:00
Bir sanatçıyı izlerken çoğu zaman alkışları, ödülleri ve başarı hikâyelerini görürüz. Oysa perde arkasında görünmeyen büyük mücadeleler, hayal kırıklıkları, emek, sabır ve gözyaşı vardır.
Kadir İnanır da başarıya kolay ulaşan isimlerden biri değildi. Bugün Türk sinemasının yaşayan efsaneleri arasında anılıyorsa, bunun arkasında yıllara yayılan büyük bir emek ve mücadele yatıyor.
Ordu'nun Fatsa ilçesinde dünyaya gelen Kadir İnanır, genç yaşlarda hayallerinin peşinden İstanbul'a geldi.
1967 yılında Ses Dergisi'nin düzenlediği Sinema Artist Yarışması'na katıldı ve finale kalan 24 isim arasında yer aldı. O kadroda daha sonra Türk sinemasına damga vuracak Engin Çağlar, Sümer Tilmaç, Demir Karahan ve Fatma Karanfil gibi değerli sanatçılar da vardı.
Burada Bursa adına küçük bir parantez açmak isterim.
Finalistler arasında Bursalı Aykut Bora da bulunuyordu. Birkaç fotoroman çalışmasının ardından kendi mesleği olan kuyumculuğa döndü. Babamın yakın dostlarından biriydi. Çalışkan, mütevazı ve çok düzgün bir insandı. Onu anınca yüzümde hâlâ bir tebessüm oluşur.
Kadir İnanır ise yoluna devam etti.
1968 yılında Saklambaç Gazetesi'nin Fotoroman Artisti Yarışması'nı kazandı. Ardından fotoromanlarda rol aldı ve aynı yıl "Yedi Adım Sonra" filmiyle ilk kez kamera karşısına geçti.
İlk yıllarında küçük roller üstlendi.
Ama hiç vazgeçmedi.
1970'li yıllarda peş peşe oynadığı filmlerle Türk sinemasının en önemli oyuncularından biri hâline geldi. Özellikle Türkan Şoray ile oluşturduğu sinema ortaklığı, Yeşilçam'ın hafızalara kazınan en unutulmaz birlikteliklerinden biri oldu.
Başarı ise hiçbir zaman kendiliğinden gelmedi.
Sinemaya yeni adım attığı yıllarda bir film çekimi sırasında sahnede kullanılacak silahlardan birinin patlaması sonucu yüzü ve göz çevresi ağır şekilde barut yanıklarıyla kaplandı. Büyük acılar yaşadı.
Birçok insan böyle bir olaydan sonra hayallerinden vazgeçebilirdi.
O vazgeçmedi.
Tedavisini tamamladı, yeniden setlere döndü ve milyonların gönlünde taht kuran bir sanatçı oldu.
İşte başarı biraz da budur...
Yalnızca yetenek değil; sabır, emek, mücadele ve inançtır.
Yaklaşık iki yüz filme yaklaşan kariyeri ve televizyon dizileriyle milyonlarca insanın hayatına dokundu. Oynadığı karakterler sadece beyazperdede kalmadı; insanların hafızasında, gönlünde ve hayatında yer etti.
Son günlerde yıllar önce verdiği bir röportajdaki şu sözleri yeniden gündemde:
"Ben ölmem. Çünkü ben öldükten sonra da filmlerim yaşayacak."

Bu sözün ne kadar doğru olduğunu bugün bir kez daha görüyoruz.
Yönetmen Hüseyin Karabey'in hazırladığı Kadir İnanır belgeseli de, sanatçının yaşamını ve sinema serüvenini kayıt altına alan önemli eserlerden biri olarak sinema tarihindeki yerini aldı.
Benim için Kadir İnanır sadece başarılı bir oyuncu değildir.
O; duruşuyla, emeğiyle, ilkeleriyle ve sanat anlayışıyla bir ekoldür.
Gerçek sanatçılar, yalnızca yaşadıkları döneme değil, gelecek kuşaklara da iz bırakırlar.
Bu yüzden başlıktaki cümleyi gönül rahatlığıyla bir kez daha tekrarlıyorum.
.jpg)
Kadir İnanır ölmedi...
Çünkü gerçek sanatçılar, geride bıraktıkları eserlerle yaşamaya devam ederler.
İyi seyirler...
- Sinema’nın Kalbi La Biennale di Venezia’da Atıyor
- Nightborn ve Türk Korku Sineması Üzerine…
- Homeros'tan Nolan'a
- Zihni Göktay: "Şöhret için değil, sanat için çalışın."
- Yusuf Özhan Tali: Oyunculuk Bir Varoluş Biçimi
- Cannes'ta Sinema, Türkiye ve Birkaç Not
- Sivas Film Festivali’nde Neler Oldu…
- Sivas’ta Birkaç Günlüğüne Hayat Sinema Oldu
- Berlin Soğuk, Sinema Sıcak
- Emin Alper’in “Kurtuluş”u Berlinale’de
- Özgü Namal Berlinale’de
- 76. Berlin Film Festivalinde Türk filmleri