-
HAVA ALP
Tarih: 05-04-2026 09:53:00
Güncelleme: 05-04-2026 09:53:00
Bazı kelimeler var; çok kullanıldıkça anlamını kaybediyor. Teslimiyet de onlardan biri.
Zor bir durumla karşılaşan hemen herkes aynı cümleyi kuruyor: “Kabullenmek lazım.”
Ama çoğu zaman bu söz, gerçeği görmekten çok, erken bir vazgeçişi örter.
Bana göre teslimiyet, vazgeçmek değil; gerçeği olduğu gibi kabul edebilmektir.
Bunu kendi hayatımda yakın zamanda daha net gördüm. Annemin hastalığıyla başlayan süreçte hem onun değişimine tanık oldum hem de aile içinde bazı sorumlulukların paylaşılmadığını fark ettim.
İlk tepkim direnmek oldu.
Her şeyi toparlamak, olması gereken hâline getirmek istedim.
Ama bir süre sonra şunu fark ettim: Her şeyi düzeltmeye çalışmak, olanı değiştirmiyor; sadece insanı tüketiyor.
Bir dostumun söylediği basit bir cümle hâlâ aklımda: “Olanı kabul et.”
İlk duyduğumda ağır geldi.
Çünkü kabul etmek, vazgeçmek gibi geliyordu.
Mücadeleyi bırakmak, geri çekilmek gibi… Bu yüzden içimde direnç vardı.
Ama mesele tam da burada düğümleniyor.
İnsan çoğu zaman gerçeği kabul etmekten değil, onun getireceği duygudan kaçıyor.
Çünkü kabul ettiğin anda bazı şeylerin değişmeyeceğini de kabul etmek zorundasın. İşte bu zor.
Zamanla şunu ayırt etmeye başladım: Kabul etmek, vazgeçmek değildir. Sadece gerçeği olduğu gibi görmektir.
Ne eksik, ne fazla…
Hayat her zaman planlandığı gibi ilerlemiyor.
İnsanlar da beklediğimiz gibi davranmıyor.
Böyle anlarda neden? sorusu işe yaramıyor.
Asıl soru şu: Bu durumun içinde benim payım ne? Yapabileceğim ne var?
Bu soru her şeyi çözmez. Ama insanı savrulmaktan kurtarır.
Teslimiyet de tam burada başlar.
Kontrol edemediğin şeyleri zorlamamak, ama sorumluluk alanından da kaçmamak.
Ne tamamen geri çekilmek ne de her şeyi üstlenmek… Dengeyi bulmak.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmak güç değil; çoğu zaman sadece yorgunluktur.
Sonuçta teslimiyet bir zayıflık değil. Aksine, sınırlarını görüp hâlâ ayakta kalabilme hâlidir.
Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul edip yolumuza devam edersek, işte o gerçek güçtür. Rüzgâr sert estiğinde, ağaç kökünden güç alır.
- O Keçi Aslında Düşmedi
- Dostlar Beni Hatırlasın
- Bursa’nın Hafızasında Bir Ramazan Gecesi
- Dolu Takvim Boş Hayat!
- Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan
- Taş Duvarlar ve İçimizdekiler
- Gölyazı’da Sessizliğin Sesi
- Bir Şehre Değil Kendine Ait Olmak
- Peşinden Koştuğumuz Gelin: Dünya
- Dur, Bak, Dinle, Geç… Yeni Bir Yıla Merhaba
- İçimizdeki Güneş
- Çocukluk Hayallerinin Önünden Geçerken