içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Taş Duvarlar ve İçimizdekiler

Yine yollar… Annemin rahatsızlığı nedeniyle artık daha sık ata toprağına gidiyorum.

Eve vardığımızda kardeşim arabayı bahçeye bıraktı. O anda gözüm, bahçenin önünde yükselen taş duvarlara takıldı.

Babam o duvarları örerken yanındaydık.

“Toprağın kaymasını önlemek için,” demişti. Yağmur, soğuk, güneş… Yıllar geçti ama hâlâ dimdik duruyorlardı.

Toprağı tutuyor, dağılmasına izin vermiyorlardı.

Bir süre baktım. Sonra düşündüm: İnsan da bazen kaymamak için duvar örüyor.

Bir söz, bir gidiş, bir eksilme…

Ve insan, dağılmamak için içinden taş üstüne taş koyuyor. Çoğu zaman farkına varmadan. Susarak, geri çekilerek, mesafe alarak.

Söylenmeyen her cümle, duvara eklenen yeni bir taş oluyor. Başta koruyor bu duvarlar.

İnsanı ayakta tutuyor. Ama zamanla içe doğru büyüyorlar.

Sevgiyi, yakınlığı, anlatma isteğini de içeride hapsediyorlar.

Sessizlik huzur, mesafe sükûnet sanılıyor.

Babamın yaptığı duvar toprağı tutmak içindi. Bizimkilerse çoğu zaman kalbimizi.

Dağılmamak için ördüklerimiz, yavaş yavaş bizi daraltıyor.

Belki mesele duvarları yıkmak değil.

Hangilerinin gerekli olduğunu ayırt edebilmek. Toprağı tutanla bizi durduranı birbirine karıştırmamak.

Bahçedeki taş duvarlara bakarken şunu düşündüm: İnsan bazen, bütün duvarlara rağmen, kendi içine açılan bir kapıya ihtiyaç duyuyor.

Bu yazı 1069 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum