içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Peşinden Koştuğumuz Gelin: Dünya

Televizyonu açıyoruz; cinayetler, hırsızlıklar, aldatmalar, kazalar… Aynı karanlık tablo!

Bu görüntüye bakınca ister istemez soruyoruz: “Bu kadar mı yozlaştık?”

Belki sorun sadece dışarıda değil; belki esas mesele, hepimizin peşinden koştuğu yerde saklıdır: Dünya.

Cazibesi güçlüdür ama aynı zamanda bir sınav alanıdır.

Dünya ile olan ilişkimizi sorgulamadan sadece onun kusurlarını görmek; dünyaya değil, kendi bakış tarzımıza kör olmaktır. Tam da bu noktada aklıma bir masal geldi.

Evvel zaman içinde bir oğlan bir kıza âşık olur. Babasına gider:

— Bu kızı bana iste.

Baba kıza bakar, gönlü kayar:

— Bu kız sana değil, bana layık.

Aralarında söz büyür. Bir bilgeye giderler. Bilge de kıza tutulur:

— Bu kız size değil bana layık!

Sonunda kız konuşur:

— Ben koşacağım. Siz de peşimden geleceksiniz. Kim beni yakalarsa onunla evleneceğim.

Kız koşar. Baba, oğul, bilge… Hepsi peşinden gider. Derken birlikte bir çukura düşerler.

Kız çukurun başında durur ve der ki:

— Benim adım Dünya. Hepiniz benim peşimden koşarsınız. Hak ve hukuku çiğnersiniz, vicdanı unutur, değerleri göz ardı edersiniz. Bana ulaşamazsınız ama uğruma düşersiniz.

Ve şu sözle anlatısını bitirir:

— Dünya güzel bir gelindir ama kimsenin nikâhına girmez.

Masalda baba, oğul ve bilge farklı sebeplerle koşuyor: biri gurur, biri tutku, biri bilgi için…

Fakat hepsi aynı sona varıyor. Bu hikâye bize şunu söylüyor:

Peşinden koştuğumuz şeyin cazibesine kapılmak kolaydır, ama o cazibenin ardındaki amacı kaçırmak tehlikelidir.

Bugünün dünyasında bu durum daha somut hayat buluyor: beğeni sayıları, başarı kriterleri, tüketim alışkanlıkları… Bunlar görünür hedeflerdir, ama çoğu zaman gerçek hedeflerimizin yerini alır. Görünüşe odaklanmak; değerleri, niyeti ve sorumluluğu gölgeleyebilir. Bu yüzden sadece dikkat çekici görünene kapılmak yerine, derin anlamını ve niyetini sorgulamak gereklidir.

Dünya, ışıkla süslenmiş bir gelin gibidir; göz kamaştırır, çağırır, büyüler.

Ama her adımda bir sır saklar: kimi zaman bir perde, kimi zaman bir pencere…

Koşu hiç bitmez; yollar uzar, nefes tükenir.

Ve sonunda geriye kalan tek şey, ardında bıraktığın iyiliklerin yankısıdır.

Hakikate yürüyenler için dünya bir engel değil, bir köprü olur;

Çünkü gerçek düğün, fanide değil, ebedî olanda kurulur.

Bu yazı 1299 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum