içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Çocukluk Hayallerinin Önünden Geçerken

Çocukken hep bir hayalim vardı. Köyümüzün girişindeki, ana yolun kıyısında duran o büyük tarla…

Ne zaman oradan geçsem, içimde bir sıcaklık belirirdi. Sanki kaderimin bir parçasıydı o toprak.

O tarlanın üzerine kocaman bir çiftlik kurduğumu hayal ederdim. Hayvanlarla dolu, toprağın bereket saçtığı, rüzgârın dua gibi estiği bir yer…

Ve en önemlisi: Annem, babam ve yedi kardeşimle aynı sofrayı paylaştığımız o birlik duygusu.

O tarla benim için sadece bir toprak parçası değil; bir yuva, bir sıcaklık, bir bütünlük hayaliydi.

Ama hayat, hayalleri büyütürken gerçekleri de gösteriyor insana.

Bugün annemin hafızası gün be gün eriyip giderken, bir araya gelip konuşmamız gerektiğini hissettim.

Bu nedenle kardeşlerimi ertesi gün için yemeğe davet ettim. Birlik olalım, omuz omuza duralım istedim.

Ve tam o an—yıllardır içimde yer eden o tarlanın önünden geçerken—cevaplar bir bir geldi: ‘Hayır.’
Üç kardeş, üç kapı, üç ret…

Gözyaşlarım o tarla kadar geniş bir boşluğa aktı sanki. Ruhumun en derin yeri sarsıldı.


“Bu muydu?” diye sordum kendime.
Ama evet… buydu.

Hayat bazen insanı en güçlü yerde değil, en narin yerinde sınar.

Çocukluk hayalinin kurulduğu noktada gerçeği yüzüne çarpar. Belki de bu sarsılış bir kırılma değil, sessiz bir uyanıştır.

Çünkü bazı birlikler kan bağıyla değil, ruhun çağrısıyla kurulur. Bazı kapılar kapanır ki, insan içindeki kapıları fark etsin.

O tarlanın önünden bugün yine geçtim; ama bu kez başka biri olarak.
Gözyaşının arındırdığı, gerçeğin olgunlaştırdığı, içindeki çocuğu sarıp sarmalamayı öğrenen biri olarak.

Hayat bazen bir tarla kenarında büyütür insanı.


Bazen de aynı yerde yeniden doğurur.

Bu yazı 1940 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum