içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Anadolu’dan Kanada'ya Uzanan Sanat Yolculuğu

Sanat demek üretim demek, sanat demek öngörü demek. Sanatçının bir derdi olmalı. Bir konu hakkında yol göstermeli. Öngörülü olmalı ve insanların önüne fikirler eserler sunmalı....

Anadolu’dan Kanada'ya Uzanan Sanat Yolculuğu
Haberi Sesli Dinle

Geçenlerde, gördüğün bir haber beni çok etkiledi, canlı yayında arp sanatçısı Zeynep Öykü, ağlayan bebeğini emzirmesi ilgimi çekti. Bir çizgi filmden Kanada’ya uzanan yolculuğu hakkında konuştum.

M. Haluk Yalçınkaya: Zeynep Öykü hanım arp çalmaya nasıl başladınız ? Onlarca çalgı arasından nasıl karar verdiniz?

Zeynep Öykü: Annem seyahat etmesini seven bir iş kadınıdır. Yurtdışından ilginç hediyeler getirirdi. Mesela Muse D’orsay müzesindeki eserleri tek tek gösteren bir belgesel serisi getirmişti. Daha o zamanlar cd’lerin çıkmadığı dönemdi. Vhs kasetlerin olduğu zamanlarda annem belli başlı filmleri yurtdışından getirirdi.

Hiç unutmam bir keresinde annem 1975 yılı japon yapımı bir çizgi film kasetleri getirmişti. Küçük “Deniz Kızı” adlı hikayenin orjinal çizgi film videosunu getirmişti. Çizgi filmde arp sesleri kayıt edilmişti ve beni çok etkiledi. Doğru bir çalış sistemi ile harika parçalar çalıyordu. Ve küçük deniz kızının hikayesi arp ile seslendirilmesi beni çok etkilemişti. Arp sanatına ilgim böyle başladı.

M. Haluk Yalçınkaya: Arp hakkında bilgi verir misiniz? Türkiye’de Anadoluda arp’ın yeri ne?

Zeynep Öykü: Aslında bu çalgı İrlandalıların en çok kullandığı bir çalgı. İlk zamanlar antik mısırda kullanılmaya başlanmış. Tarihin her döneminde kullanılmış ve günümüze ulaşmış bir çalgı. Temeli çok basit olmasına rağmen her kültür de yer bulmuş bir enstrümandır. Biz Asya’dan almış ve kullanmaya başladığımız bir çalgı.

Her ülkenin kültüründe arp a bakış açısı farklıdır. Amerika’da düğünlerde, İrlanda da Galler(de İskoçlarda bir halk çalgısı olarak kullanılıyor..

Bizde ise daha elit ve farklı konumda benim amacım ise bu çalgıyı her kesime ulaşmasını sağlamaktır. Benim için ise vücudumun bir uzantım olarak  kullanıyorum.

Arp’ın atölyeden çıkışından sonra sanki benim çocuğum gibi diye hissediyorum. Ve can verdiğimi hissediyorum. Türkiye’de arp’a gönül veren az sayıda sanatçıyız. Arp her türlü müziğe ses olabilir.

M. Haluk Yalçınkaya: Arp Üretimine nasıl başladınız?

Zeynep Öykü: Ben hem Arp üretimini hayal ederdim. Sevgili eşim Ali Öztürk ile imalata başladık. Hem arp çalışıyorum hem de dersler veriyorum ve çok başarılı öğrencilerim var. Benim öğrencilerim ile ilişkim tamamen usta çırak ilişkisine dayanır. Hayran olduğum 19. yy sonlarında yaşamış Henriette Renié önemli bir arp sanatçısı onun bir öğrencisi arp eğitimi “bir bina ve ömrüm boyunca bir tuğla koydum, benden sonra gelenlerde tuğlalar koyarak bu arp sanatı ilerleyecek” demiş bu söz benim için önemli bende böyle düşünüyorum. Yüzden fazla yetiştirdiğim öğrencilerimde öğrenci yetiştiriyor. George Stevens. Çok meşhur bir usta, ama halka inmiş bir meşhurluk değil, mesleğinde zirve bir isim. O dönemlerde emekli oluyordu. Hatta tam emekli olduğu yıllarda bana, "Benim bir sürü arp çizimim, planım var. Bunları sana göndereyim mi? Sen hep arp üretmeyi hayal ettiğini söylüyordun." demişti. Çünkü ben daha önce onun yanına gidip tamir ve bakım için eğitim almıştım. Ondan sonra eşim ile arp imalat atölyesi kurup imalat yapmaya başladık.

 M. Haluk Yalçınkaya: Türkiye de arp eğitimi ve imalatı yapan tek kişisiniz. Nerelerde ve nasıl dersler veriyorsunuz ?

Zeynep Öykü: Lise öğrencisi iken San Benua Lisesinde  eğitmenlik yapma başladım. Workshoplar yapıyorum. Burada 15 kişilik bir öğrenci kapasitemiz var. Çünkü workshop öğrencilerine burada kendi imalatımız arplar ile eğitim veriyoruz. Sonra ders almak isteyenler ile tekrar tekrar eğitimlerimizi derinleştiriyoruz. İsteyenlere özel eğitim veriyoruz. Yada gruplar halinde 2 ya da 3 kişilik sınıflarda eğitimlerde veriyoruz. Böyle bizden ekonomik fiyata dersler de alabiliyorlar.

M. Haluk Yalçınkaya: Peki, hayalinizde yapmak istediğiniz, yaptığınız veya yapacağınız özel bir arp var mı?

Zeynep Öykü: Aslında hayallerimizin hepsini bir bir gerçekleştiriyoruz. Benim en büyük hayalim büyük bir barok arpı üretmekti. Orkestra arpından daha da büyük, 80 küsur, hatta 90'a yakın teli olan ve üretimi son derece zor bir enstrümandır bu. Üzerindeki o kadar çok telin gerilimini taşıyabilmesi için çok ciddi bir matematik ve mühendislik hesabı gerektiriyor. Bu, 1600'lü yılların ortalarına ait tarihi bir enstrüman. Onun replikasını üretmek benim en büyük hayalimdi çünkü yurt dışında inanılmaz pahalı bir enstrüman ve özel sipariş verdiğinizde yıllarca beklemeniz gerekiyor. Almanya'da bunu yapan tek bir usta var ve kapısında çok uzun bir bekleme listesi var. Fiyatlar ise ulaşılamaz seviyelerde. Benim için hayal gibi görünen o büyük barok arpını eşimle birlikte ürettik ve şu an ben onu konserlerimde çalıyorum.

Bunun dışında hayal ettiğim her şeyi sağ olsun Ali gerçeğe dönüştürüyor. Ben bazen gidip "1450 yılı Rönesans arpından istiyorum, yapar mısın?" diyorum. Araştırıyoruz, müzelerden arşivleri ve ölçülerini istiyoruz; o da bana her seferinde yapıyor. Evimde adeta imkansızı başaran gizli bir fabrika var diyebilirim; ne istersem hayata geçiriliyor.

M. Haluk Yalçınkaya: Canlı yayında veya derslerinizde bebeğinizi emzirirken görüyoruz; Sosyal medya fotoğraflarınızda da hep bebeğinizle berabersiniz. Bu durum nasıl gelişti, yorumunuz nedir?

Zeynep Öykü: Aslında bu, özellikle düşünüp planladığım bir şey değildi; kendiliğinden gelişti çünkü bebeğimden hiç ayrılmak istemiyorum. Bu kadar küçük bir bireyin annesine ihtiyacı var. Yanımdan ayrılmasını istemedim. Bir de emzirmek gerçekten çok emek isteyen bir süreç; ne kadar zor olduğunu ancak bunu yaşayan anneler bilir. Doğal bir süreç olması kolay olduğu anlamına gelmiyor. Başlarda büyük zorluklar yaşadık. Onun anne sütü alması, annesiyle temas ederek büyümesi ilk bir yılı, hatta ilk üç yılı çocuk gelişimi için çok kritiktir. İlk dönemdeki eksikliklerin cezasını çocuklar ömür boyu çekiyorlar.

Ancak günümüz kadınları, kapitalist düzenin kurbanları olarak "özgürlük" adı altında bebeklerinden erken dönemde ayrılmaya zorlanıyorlar. Tabii ki kadının ekonomik özgürlüğü olmalı ama bu, çocuklarımız henüz hazır değilken onlardan ayrılmamız gerektiği anlamına gelmemeli.

M. Haluk Yalçınkaya: Peki, Kanada'da One Harp Worl'e katılacaksınız çalışmanız hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Zeynep Öykü: Dünyanın en önemli arp etkinliği üç yılda bir yapılıyor ve biz orada ülkemizi temsilen bulunacağız. One Harp World (Dünya Arp Kongresi - World Harp Congress ile Amerika Arp Birliği'nin - American Harp Society ortaklaşa düzenlediği birleşik bir festival ve fuardır.) 28 Temmuz – 3 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Türkiye'deki tek arp yapımcısıyız zaten. Bildiğim kadarıyla bizden başka giden küçük ölçekli bir yapımcı da olmayacak. Orada büyük fabrikalar, seri üretim yapan dev firmalar var. Biz ise küçük bir atölye olarak, el yapımı enstrümanlar üreten nadir katılımcılardan biri olacağız. Ayrıca biz tarihi enstrümanların replikalarını da üretiyoruz. Yani bu öğrenci arpları dışında, dünyada çok az üretilen tarihi arp replikalarını yapıyoruz. Sanıyorum ki bu yönümüzle orada tek olacağız.

M. Haluk Yalçınkaya: Kaç ülkeden katılım oluyor?

Zeynep Öykü: Tahminimce 50 civarı ülkeden katılım oluyor. Aşağı yukarı 1000 katılımcı bir araya geliyor. Sadece arp üzerine bir etkinlik için 1000 arp sanatçısı çok büyük bir rakamdır. Daha önce gittiğim etkinliklerden biliyorum; Asya'dan Avrupa'nın her ülkesine kadar her yerden katılım oluyor. Türkiye'den oraya katılımcı olarak gitmenin bile çok zor olduğu bir ortamda, bir "arp yapımcısı" olarak gidiyor olmak benim için inanılmaz bir duygu. Yıllar boyu sadece dinleyici olarak gittiğim bir yere, şimdi kendi ürettiğimiz arpları göstermeye gidiyoruz.

Bu güzel sanat dolu sohbet için Zeynep hanıma teşekkür ederim. Bu arada bana yaptığı resital için teşekkür ederim.

İyi Seyirler…

Tarih: 18-07-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum